Belediye Başkanımız Sayın Nihat Acar Gündemi Şavşat'ın Sesi Gazetesine Değerlendirdi
  • 18.09.2020
  • ° / Hafif Yağmur
Belediye Başkanımız Sayın Nihat Acar Gündemi Şavşat'ın Sesi Gazetesine Değerlendirdi

Okunma Sayısı: 252 | 01.09.2020

Belediye Başkanımız Sayın Nihat Acar Şavşat'ın Cittaslow ünvanının tehlikeye düşürülmesinden HES’lere kadar birçok konuda Şavşat'ın Sesi Gazetesi'ne değerlendirmelerde bulundu.

Başkan Acar; Gündemi Gazetemize Değerlendirdi

Şavşat Belediye Başkanı Makam odasında gerçekleşen söyleşide gazetemiz sizler adına sordu, Başkan Nihat Acar cevaplandırdı. Çok önemli konuların açıklığa kavuştuğu söyleşide;

Erdoğan Kör; “Sayın Başkan Şavşat Nedir, Ne Olmalıdır? Ne Olma Yolundadır?

Nihat Acar; “Öncelikle sizin aracılığınızla ilçemiz halkına, gurbetteki hemşerilerimize, bütün dünyadaki tüm Şavşatlılara ve Şavşat sevdalılarına selam ve saygılarımı sunuyorum. Bana bu olanağı verdiğiniz için Şavşat’ın Sesi gazetesine çok teşekkür ediyorum.

Şavşat saklı bir yeryüzü cenneti. Zor şartların güzelleştirdiği bir inci; dünyanın en güzel coğrafyalarından biri. Daha da ötesi, tüm dünyanın adını duyduğu, herkes tarafından bilinen bir dünya markası. Dünyada sadece 262 ülkeye layık görülen bir unvana sahip. Cittaslow-yavaş, sakin şehir unvanını üzerinde taşıyan bir şehir... "Ne olmalıdır" sorusuna gelince; Şavşat daha güzel olmalıdır. Daha çok sevilen, korunan, kollanan bir yer olmalıdır. Daha çok bitkisi, hayvanı olan, yarı taş, yarı ahşap evleriyle bir görenin bir daha görmek için can atacağı, tarihiyle, turistik yerleriyle, marka değerleriyle öne çıkan bir yer olmalıdır.

“Ne olma yolundadır?” sorusuna gelince; “Üzülerek ifade ediyorum ki şirin ilçemiz Cittaslow kriterlerine tamamen ters düşen HES’ler, maden ocakları, taş ocaklarının bütün güzellik ve özelliklerinin yok edilmeye çalışıldı bir yer olma yolundadır. Bunlarla yeşilinin tahrip edildiği betonlaşmanın en üst seviyeye çıktığı çarpık ve birilerinin kazanacağı paralar ile bütün güzellik ve özellikleri yok olma yolunda büyük bir tehlikenin kapısında beklediği endişeli bir bekleyiş içerisindedir. Söz konusu bu sonuçlar Cittaslow ünvanını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Caner Altunkaya; Şavşat’a dönük, bizim gözlemlediklerimiz dışında, başka tehlikeler de mi var diyorsunuz?

Nihat Acar; Elbette. Birlikte görüyoruz. Harç mikserleri, durmaksızın köylere, yaylalara beton taşıyor. Güzelim ahşap evlerimiz bakımsızlıktan çökerken onların yerini, boz renkli, kırmızı çatılı, betondan yapılmış kutular alıyor. Belediyemizin önceki dönemlerde kaymakamlık işbirliği ile başlattığı örnek Şavşat evleri projesi, binbir türlü engelle karşılaştı ve bu proje yürütülemedi.

Küresel sermaye, her derede bir HES kurmak peşinde. Suyuna sahip çıkmak isteyen Şavşat halkı, hakkını aramak için yalnız yargıya güvenmek durumunda. Bu toprakların sevdalıları, kıt olanaklarla davalar açarak bu yağmayı, kıyımı durdurmak çabasındalar. Yazık ki ülkemizde yargı dozerlerden yavaş ilerliyor. Merkezi yönetimin desteklediği firmaların aleyhine karar veren mahkeme heyetleri dağıtılıyor. Olumsuz ÇED raporları kabul edilmiyor, yeniden ve istenen yönde raporlar verilmesi sağlanıyor. Mahkemelerin verdiği yürütmeyi durdurma ve iptal kararlarına rağmen, projeler durdurulmuyor, açıkça suç işleniyor. İlçemizde ki Çağlayan köyünde bulunan taş ocağı, verilmiş mahkeme kararına rağmen işletilmeye devam ediyor.

Biz hukukun temelinin hak, hakkın temelinin de yüce yaradan olduğuna, dolayısıyla en yüksek gücün HAK olduğuna inanmıştık şimdiye dek. Ama son yıllarda yanıldığımızı, bu gücün, başka güçlerin, güçlülerin elinde oyuncak edildiğini gördük. Bunun acısını çekiyoruz.

Birkaç hafta önce, açılmış davanın sürmesine rağmen, Hanlı Deresi’ne HES kurmak isteyen firmanın hukuk tanımazlığına tanık olduk. Bir zamanlar Şavşat’ta Kaymakamlık, Artvin’de Valilik yapmış eski bir bürokrat, yanındaki elemanlarıyla bölgede ağaç katliamı yapmaya başladı. Halkın yoğun tepkisi üzerine bölgeden ayrılmak zorunda kaldı. Bu, Şavşat’ın son 10 yılda maruz kaldığı fütursuz ve hukuk tanımaz saldırının son örneklerinden biri. Gidişata bakılırsa son olacak gibi de değil.

Birileri derelerin yıllardır işe yaramadan boşa aktığını söyleyerek kendilerini haklı gösterme çabasına girebilir. Bu projelerde çalışmak vaadiyle üç beş kişiyi de kandırabilir. Yazık ki konu bu kadar sığ değildir. Rüzgâr da boşuna esmektedir bu mantıkla. Güneş ışığı da boşa parlamaktadır. Derelere gösterilen bu ilginin rüzgâra, güneşe gösterilmemesinin nedenini sorgulamak zorundayız. Dere yalnız HES değildir çünkü. Sudur aynı zamanda. Hayvandır, bitkidir, yani Hayat’tır. Bu projelerin ardındaki asıl hedef sudur. HES adı altında Şavşat’ımızın sularıdır satılan. Doğalgaz bulundu diye bayram edelim; ama şunu unutmayalım ki geleceğin en stratejik ürünü petrol türevleri değil Su’dur. Geleceğin açık örtülü tüm savaşları, aslında Su savaşları olacaktır.

Şavşat’ta yaşayanlar, Şavşat’ı idare edenler, bilmem nerede doldurulmuş şişe suyu içme, konuklarına bu sudan ikram etme gafletinde bulunsalar da acı gerçek budur.

Gençleştirme adı altında yüz binlerce yılın ürünü ormanlar tıraşlanıyor Şavşat’ta. Tüm orman zemini taze fidanlarıyla birlikte tahrip ediliyor. Orman İstihsali diyerek ormanlar helak ediliyor gerçekte. Dik vadiler, çığa, erozyona, sele açık hale getiriliyor.

Dereler ıslah ediliyor Şavşat’ta. Akarsuların yıllar içinde oluşturduğu doğal yatağına müdahale ediliyor. Dereler beton bir kanala hapsediliyor. Muhtemel bir sel durumunda dere doğal yatağına yayılmakta, burada önüne çıkan taşlar, ağaçlar fren görevi yaparak akış hızını yavaşlatmaktadır. Ayrıca suyun taşıdığı çamur taş gibi teressübat da bu yayılma alanında çökelmekte, bu yolla suyun yoğunluğu ve yıkıcılığı azalmaktadır. Siz bu dereyi doğal yatağından ayırıp dar bir beton kanala sıkıştırdığınızda su, hiçbir engelle karşılaşmadan, bütün yıkıcılığıyla önüne çıkacak tüm engelleri parçalayacak ve kendinden çalınan vadisini er-geç geri alacaktır. Bu yolla yapılacak dere ıslahlarının beton ve ihale sektörünün cebini doldurmaktan öte bir anlamı olmadığını bilmek için mühendis ya da maliyeci olmaya gerek yoktur.

Yıllar boyunca sele kurban vermeyen Şavşat, derelerine müdahale edilmeye başladıktan sonra toplu can kayıpları yaşamaya başladı. Artvin’in diğer ilçeleri de kurtulamadı bu yıkımdan. Hopa’da, Borçka’da,  bir ay kadar önce Yusufeli’nde yaşanan kayıpların günahını, yağmura, kadere, dere kıyısına ev yapan vatandaşa yıkıp yana çıkmak gibi bir yönetim anlayışıyla varacağımız her durak, felaket durağıdır.

Karadeniz sahil yolunda denizin ve derelerin betonla cengine yıllardır tanığız. Bu cenk sırasında giden canların sayısını unuttuk. Giresun’da birkaç gün önce doğanın intikamına kurban giden 16 kişiyi, “Ne yapalım kader böyle!” diyerek unutacak mıyız? Yaralar, hep olduğu gibi, taziyelerle, parayla, betonla mı sarılacak yine?

Erdoğan Kör; Şavşat’taki bu yapılaşmanın Şavşat dışında bir yansıması oluyor mu?

Nihat Acar; Olmaz olur mu? En başta Cittaslow Genel Kurulu tepki gösteriyor. Şavşat, ilçe merkezinin özelliği nedeniyle değil dağıyla, ırmağıyla, tarlasıyla, çayırıyla; florası ve faunasıyla bir bütün olarak 70’den fazla kriteri içerisinde bulundurarak Cittaslow unvanı aldı. Cittaslow, aynı zamanda bir yerel üretim organizasyonu. Son yıllarda özellikle üretime dönük küçük girişimler öne çıkmaya başladı. İnsanlar topraklarını ekmek istiyor. Bunu kazanca dönüştürmek istiyor. Şavşat halkının, market müşterisi olmaktan çıkıp kendi ihtiyacını olabildiğince kendi olanaklarıyla üretmek yönünde gözle görülür bir çabası var. Belediye olarak, kıt olanaklarımızla bu konudaki çalışmalara destek sunmaya çalışıyoruz. Şavşat, Cittaslow unvanı sayesinde adeta bir mucizeye imza atarak doğalgaz alma hakkı kazandı.

Şavşat genelinde yaygınlaşan betonlaşma, derelerin betonla terbiye edilmesi yöntemi, taş-ahşap yapılı otantik köy evlerinin yerini beton evlerin alması, kesin biçimde Cittaslow felsefesine aykırı. Bunu gören Cittaslow değerlendirme komisyonu geçen yıl konuyla ilgili bir uyarı yazısı göndermiş ve konuyla ilgili adım atılmasını istemişti. Bu uyarı üzerine yetkili merciler nezdinde gerekli girişimler yapılsa da istenene sonuca ulaşılamadı. Bu yıl Cittaslow organizasyonundan benzer nitelikte uyarılar geldi. Gidişata engel olunmadığı takdirde, ilçemizden bu prestijli unvanın alınması artık ciddi biçimde gündemdedir. Bu uyarılar, daha önce olduğu gibi, yine gerekli makamlara iletildi. Konuya ciddi biçimde yaklaşılacağı konusunda büyük beklentilerimiz olmasa da umutsuz değiliz.

Caner Altunkaya; Belediye olarak bu betonlaşma konusunda yapabileceğiniz hiçbir şey yok mu?

Nihat Acar; Belediye olarak bu betonlaşmayı görüp acı çeksek de çaresi yok. Beton lobisinin, su yağmacılarının bu insafsız saldırısını önleme konusunda belediyemizin, belediye sınırları ve mücavir alan dışında hiçbir yetkisi yok. Mevcut yetkiler de zaman içinde törpülendi. İlgili yerlerle konuşuyor, yazıyor, çiziyor, hukuk ve edep dairesinde isyan ediyoruz. Sonuç ortada.

Erdoğan Kör; Durum konusunda pek iyimser değilsiniz galiba?

Nihat Acar; Yaşananları göre göre iyimser olmak mümkün değil. Meselenin kesin çözümü elbette ki ülke geneline hakim olan yönetim anlayışının değişmesinde saklı. Hukukun yeniden en etkin denetim mekanizmasına dönüşmesi gerek önce. Betonun, paranın yenilemeyecek şeyler olduğuna önce bizi yönetenler inanmalı.

Ve en az onlar kadar önemli olan da bizzat Şavşat’ın, dört mevsim burada yaşayanıyla gurbettekiyle bu dünya markasına, bu eşsiz güzelliğe sahip çıkması gerek. Tüketici olmaktan vazgeçip üretici olması gerek. Üretemiyorsa üretene destek olması gerek. Maddi gücünü, yüreğini Şavşat’a dönük bu yağmayı önlemek adına siper etmesi gerek. Bu yolda büyük fedakarlıklara katlanan bir avuç insana destek olması gerek.

Unutmayalım ki bu mücadelenin vefalı yolcuları, hakkın sesi az çıkan suskun, gizli, ama büyük gücünü, yanlarında gördüklerinde kendilerini daha güçlü hissedeceklerdir.

Bu duygularla bedeni, yüreği Şavşat için atan, Şavşat için karınca kararınca emek veren herkese en içten selam ve saygılarımı sunuyor ve ilçemizin yıllardır susmayan sesi Şavşat’ın Sesi gazetesine teşekkür ediyorum.

Erdoğan Kör; Biz de size teşekkür ediyor, Şavşat uğruna verilen tüm emeklerin meyve vereceği, umudu ve özlemiyle değerli okuyucularımıza ve tüm hemşerilerimize selam ve saygılarımızı sunuyoruz…